13 Mayıs 2007 Pazar

ANNELER GÜNÜ

Her sene olduğu gibi bu sene de annemin yanında olamadım bu özel günde. Telefonla sesini duyduk, güzel dileklerimizi ilettik. Annesinin yanında olanlar kıymetini bilsin. Çok zor ayrılık. 1 buçuk hafta sonra kavuşacağım inşallah. Okulun son haftası önümüzdeki hafta. Sınavlardan, projelerden bunaldım. Kısmetse hemen kaçıyorum buralardan. :) O zamana kadar biraz daha sabır. :(
Öncelikle kendi annemin ve kayınvalidemin ve sonra tüm annelerin anneler gününü kutluyorum. Çocukları ile beraber nice güzel günler geçirmeleri dileğimle...
Ben henüz anne değilim. Nasıl özel ve güzel bir duygu olduğu yaşanmadan anlaşılmaz herhalde. Annem hala küçük çocukmuşum gibi üzerime titrediğinde, "anne ya dikkat ederim, merak etme" derim hep. O da bana "sen anne olunca anlarsın beni" diye cevap verir. Kısmet anne olursam birgün annemi çok daha iyi anlayacağım. Canım annem bana yaşattığın bütün herşey için çok teşekkür ederim. Ben sevgimi çok belli edemem bilirsin. Ama sen bunu hissediyorsun eminim. İyi ki varsın, iyi ki annemsin. Seni çok seviyorum...

10 Mayıs 2007 Perşembe

ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE


Yazın yediğimiz vazgeçilmez yemeklerimizden biridir. Baktım bizim manavda tazecik fasulyeler var. Çok canım istedi. Hemen aldım pişirdim. Kışın da dondurucuya koyduklarımızla idare etmiştik ama tazesi gibi olmuyor hiçbir tat. Bundan sonra tazesini bol bol yiyeceğiz. :)

Malzemeler:
1 kilo taze fasulye
5 adet domates
1 adet soğan
1 tatlı kaşığı salça
Zeytinyağı
1 adet küp şeker
Tuz

Yapılışı: Fasulyelerimizi dilediğimiz gibi temizleyip doğruyoruz. Soğanımızı doğrayıp zeytinyağında kavuruyoruz. Rendelediğimiz domateslerimizi ve salçayı ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Ayıkladığımız fasulyeleri de ekleyip, tencerenin kapağını kapatıp arada karıştırarak fasulyenin buharıyla sararmasını bekliyoruz. Sonra şeker, tuz ve dilediğimiz kadar su ekleyip yemeğimizi pişiriyoruz. Afiyet olsun.


4 Mayıs 2007 Cuma

ISPANAKLI BÖREK

Hafta içi sabahları evde kahvaltı yapmadığımız için ofise götürecek tarzda bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Ispanaklı böreği de bu amaçla yaptım. Ispanaklı börek cezbeden lezzeti ile eşim ve benim bu haftaki kahvaltılarımıza renk kattı. Zaten ben ıspanaklı böreği çok severim. Sık sık yaparım. Ama daha önceleri şeklini eski tariflerimden Kıymalı Börekteki gibi gül şeklinde yapardım. Ebru'nun sayfasında kare börek görünce, bu sefer de onu denemek istedim. Çok da memnun kaldım. Teşekkürler Ebrucum. :)
Yalnız benim evde sütüm olmadığı için tarifi evdeki malzemelere göre değiştirdim. Benim tarifim şöyle:

Malzemeler:
4 adet yufka
3 yemek kaşığı yoğurt
Yarım çay bardağı sıvı yağ
1 kilo ıspanak
1 adet soğan
Tuz, karabiber, acıbiber
Çörekotu

Yapılışı: Önce ıspanakları ayıklayıp temizliyoruz. Yarım su bardağı su ile birlikte tencerede ağzı kapalı haşlıyoruz. Soğanımızı soyup yemeklik doğruyoruz ve az yağda kavuruyoruz. İçine haşlanmış ıspanağımızı da ekleyip 10 dakika kadar kavuruyoruz. Ocaktan indirince tuz, karabiber, acı biber koyuyoruz. Yoğurdu, yağı, yumurtayı bir kapta çırpıyoruz. 1 adet yufkayı masanın üstüne seriyoruz. Üzerine fırça yardımı ile yoğurtlu karışımdan sürüyoruz. Karşılıklı iki ucunu ortada birleştirecek şekilde katlıyoruz. Katlanmış kenarlar karışımdan tekrar sürüyoruz. Diğer iki ucundan katlıyoruz, kare şeklini alıyor. Bunu dört eşit parçaya bölüp, her bir parçaya ıspanaklı içimizden koyup bohçalıyoruz. Hafif yağlanmış tepsimize bohçalarımızı sıralayıp, üzerine yoğurtlu karışımdan sürüp çörek otu ile süslüyoruz. Her bir yufkayı aynı şekilde yapıp işlemi tamamlıyoruz. ~200 derecedeki fırında üzerleri kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun.

2 Mayıs 2007 Çarşamba

MERCİMEK ÇORBASI

Eşim ve benim en çok sevdiğimiz çorbadır. Yurtta kaldığım zamanlar eve gittiğim de annem çok sevdiğimi bildiği için hemen mercimek çorbası yapardı. Evlenince kendi evimde kendim yapmaya başladım. Annemin ki kadar lezzetli oluyor valla. Her misafire yaptığım favori çorbamdır . Blog arşivimde mutlaka bulunmalı diye düşündüm.

Malzemeler:
1 su bardağı kırmızı mercimek
1 adet papates
1 adet havuç
1 adet soğan
1 yemek kaşığı tereyağı
Tuz
Limon suyu

Yapılışı: Mercimeği ayıklayıp yıkıyoruz. Patatesi soyup küp şeklinde doğruyoruz. Soğanımızı soyup halka şeklinde doğruyoruz. Havucumuzu soyup halka şeklinde doğruyoruz. Hepsini tenceremize koyup, 2 su bardağı kadar sıcak su ekleyip 15- 20 dakika kadar kaynatıyoruz (Size yoğun gelirse sonranda sıcak su ekleyip yoğunluğunu ayarlayabilirsiniz). Ocaktan indirdikten sonra el karıştırıcısı (blender) ile çorbamızı homojen oluncaya kadar karıştırıyoruz. Sonra tencerede tereyağını eritip çorbamızı üzerine ekliyoruz. Tuz ve dilediğiniz kadar limon suyu ekleyip bir taşım kaynatıyoruz. Üzerine istenirse karabiber ekleyip (ben çok severim) afiyetle yeriz. :)

30 Nisan 2007 Pazartesi

TÜRK GECESİ - İZMİR KÖFTE


Ben köfteyi çok severim. Eskiden et yerine köfte yemeyi tercih ederdim. Hala köfteyi çok seviyorum ama eşim et yemeklerini çok sevdiği için ben de artık et yemeye alıştım. Köftenin yeri yine de ayrıdır. Egede doğmuş büyümüş biri olarak benim için İzmir köfte daha da özeldir. :) Eşimde bu yemeği sevdiği için sık yapıyorum. Arşivimde olması gerektiğini düşündüğüm için tarifini vermek istedim.

Malzemeler:
  • Yarım kilo kıyma
  • 6 adet patates
  • 3 adet sivri biber
  • 4 adet domates
  • 1 adet soğan
  • Yarım bayat ekmek içi
  • Kızartmalık sıvı yağ
  • Maydanoz
  • Tuz, karabiber, kuru nane, kekik

Yapılışı: Ekmek içini ufalayın, soğanı rendeleyin, maydanozları yıkayıp doğrayın. Tuz ve baharatlarla birlikte kıyma ile beraber hepsini yoğurun. Patatesleri soyup, yıkayıp, elma dilimleri yapın. Kızdırılmış yağda önce patatesleri kızartıp borcam tepsiye alın. Sonra köfteleri kızartın ve patateslerin üstüne yerleştirin. Biberleri yıkayıp, 6 parçaya bölüp tepsiye dizin. Domatesleri rendeleyip 1 su bardağı su ekleyip tepsinin üstüne dökün. Tuz serpiştirip, ~200 derece fırında köftelerin üzeri kızarıncaya kadar (yaklaşık 20-30 dakika) pişirin. Yanına pilav ve cacık servisi ile sunabilirsiniz. Afiyet olsun.

NOT: Dün akşam yemeği için yaptım izmir köfteyi. Eşim saat 8:30 gibi evdeydi. Sofraya oturmadan fotoğraf makinesi nerde, yemekleri çekicem dedim. Arabın derdi kırmızı pabuç derler ya benimki de blog. Sonunda kavuştum makineme ay pardon kocağıma! Geçen bir haftanın acısını çıkarmam gerek ama öyle değil mi ? :)


29 Nisan 2007 Pazar

BU AY (MAYIS) HANGİ BALIKLAR LEZZETLE YENİR?

Balık delisi bir aile olarak buzdolabımızın kapağında asılı bir balık takvimimiz var. Oradan hangi ay hangi balık lezzetle yenir takip ederiz. Siz sevgili dostlarım için de o takvimi koymak istedim bloguma. Ama formatı uygun olmadığı (okunamayacak kadar küçük oluyor blogda) için şimdilik koyamıyorum. Düzenleme yapıp güzel bir formata dönüstürünceye kadar bu ayın balıkları diye bir yazı yazayım dedim.

Bu ayın lezzetle yenilebilecek tuzlu su balıkları: Gümüş, Mezgit, İzmarit, Mersin, Morina

Bu ayın lezzetle yenilebilecek tatlı su balıkları: Levrek, Kefal, Yılan

HAYIR: Palamut, Torik, Orkinos, Çinekop, Sarı Kanat, Hamsi, Sardalya ve Alabalık yenmemelidir.
Bunlar dışındaki balıklar da yenebilir ama lezzetli olduğu ay Mayıs değildir.


NOT: Balıkların resimlerini ve pişirme önerileri de en kısa zamanda ekleyeceğim.
Mavi Pire'nin dikkati sayesinde düzeltmeler yapılmıştır. Teşekkürler Sinemciğim. :)

26 Nisan 2007 Perşembe

SESSİZLİK VE YANLIZLIK

Uzun süredir yazamadım. Lama'cım merak etmiş. Ben de bir açıklama yazısı yazayım dedim. Bu aralar işlerim oldukça yoğun. Siz sevgili dostlarımın bloglarına bile bakmaya ve yorum bırakmaya fırsatım olmuyor. Ama asıl problem ise fotoğraf makinemin olmaması. Eşim iş seyahati için geçen pazar Portekiz'e gitti. Tabii fotoğraf makinesini yanında götürdü. Her ne kadar ben biraz mızmızlanıp ya bloga ne koyucam falan desemde onun götürmesi en doğrusuydu. :) O nedenle ben makinesiz kaldım. Evde de yalnızım. Yemekleri bir başına yemek de hiç zevkli olmadığı için tembellik yapıyorum ve yemek yapmıyorum pek. Yalnızlık zor birşey ya. Eşim önümüzdeki pazar akşamı kısmetse dönüyor (OLEY). İşlerimi de yoluna koyarsam yeni tariflerle sizlerle olucam.
Sevgili Lama siz ITU'lülerin (ben, Minik Kuş, Calimero ve Mavi Pire) hızına yetişilmiyor dedi. Nazar değdi bize. Mavi Pire yine güzel ve değişik bir tarif ile ses vermiş. Calimerocum da gezip gördüğü güzellikleri resimlemiş. Minik Kuşum ve benden ses yok. Okulun son haftaları olunca yoğunluk hakim ikimizde de. Daha sonra acısını çıkarırız bu günlerin. :)
Herkese işlerinde kolaylıklar diliyorum. Bütün blog dostlarıma sevgiler...