10 Aralık 2007 Pazartesi

KAHVE VE KİTAP KEYFİNİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ ETKİNLİĞİ


Sevgili Burçak'ın düzenlediği Kahve ve Kitap Keyfinin Dayanılmaz Hafifliği etkinliğinin sonuna geldik. Aldığımız güzel ve anlamlı hediyelerimizi sizlerle paylaşma vakti geldi. Öncelikle böyle güzel bir etkinliğe ev sahipliği yaptığı için sevgili blog dostum Burçak'a çok teşekkür ediyorum. Yine heyecanlı bir etkinlik oldu. Acaba "bana kim hediye alacak?", "hangi kitapları alacak?", "ben kime alacağım?", "ne alsam acaba?", "hediyelerim beğenilecek mi?", "ne gibi yorumlar gelecek?" gibi tatlı heyecanlarla bugüne geldik. :)
Bu etkinlikte bana hediye alan kişi etkinliğin ev sahibesi Burçak'tı. :) Çok da hızlıydı valla. O kadar çabuk geldi ki hediyelerim beni çok mutlu oldum. Sevgili Burçak benim Amerika'ya gideceğimi blogumdan takip ettiği için ben yola çıkmadan hediyelerimi yetiştirmek için çabalamış. Tam gideceğim gün hediyelerim elime ulaştı. Valiz hazırlama telaşı içinde hediyelerime kavuştum. Çok da mutlu oldum. Uzun uçak yolculupum esnasında yanıma alıp okuyacağım çok güzel bir kitabım olmuştu. :) Fotoğraftan da gördüğünüz gibi kitap Zülfü Livaneli'nin kendi hayatını anlattığı Sevdalım Hayat kitabı. Ben otobiyografileri çok severim. Bu kitabı da çok sevdim. Yolculuk boyunca hiç elimden düşürmedim. Hemencecik bitirdim. :) Sizlere de okumanızı tavsiye ederim. Burçakcığım tekrar çok teşekkür ederim. Tam benlik bir kitap olmuş. Diğer kitabım Çikolatalı Tatlılar ve Pastalar da tam benlik. Çikolata delisi birisi olarak içindeki tarifleri heyecanla karıştırdım. Yoğunluktan denemeye fırsatım olmadı. Ama bir kaç tarifi belirledim en kısa zamanda deneyip sizlerle paylaşacağım. Veee Böğürtlen Aromalı Mis Kokulu Kahvem. Nefis nefis! Hediye paketini açarken etrafa yayılan kokusu adeta büyüledi beni. Burçakcığım hediyelerimi çok beğendim. Güzel notun da beni çok mutlu etti. İşlerim yeni yıldan sonra hafifleyecek. O zaman bir kahve içelim beraber. Seninle tanışmayı çok isterim. Böyle sıcak, içten, düşünceli, yorumları ile beni yalnız bırakmayan bir blog dostum olduğu için çok mutluyum. Anlamlı hediyelerin ve güzel dostluğun için çok teşekkür ederim. İyi ki varsın!
Veee Yasemin de benim hediye aldığım blog dostum. Amerika'dayken Yasemin'e özel hediyeler bulmaya çalıştım. Neler aldığımı merak ediyorsanız lütfen Yasemin'in sayfasını ziyaret edin. Yaseminciğim umarım hediyelerini beğenmişsindir. :) Yorumları heyecanla bekliyorum. Bebişine hayırlısı ile kavuşursun da hediyemden faydalanırsın inşallah. Bebişin ve kocişin ile beraber nice sağlıklı ve huzurlu seneler geçirirsiniz inşallah. Öpüyorum kocaman...
Etkinliğe katılan diğer blog dostlarını da ziyaret etmeyi unutmayın...

6 Aralık 2007 Perşembe

TUZLU KURABİYE


İşlerin yoğunluğundan bunalıp dün akşam kendimi mutfağa attım. Ne zamandır yapmak istediğim tuzlu kurabiyleri yapmaya koyuldum. Hem de Florida'dan Minik Kuş'un yanındayken aldığım mini kurabiye kalıplarımı kullanmış oldum. Kalıplar gerçekten çok mini. Kurabiyeler bir lokmalık oldu. Lezzeti ise süperdi. Her yiyen aynı pastanedekiler gibi olmuş dedi. Ben de tabii çok mutlu oldum. Tarifi Portakal Ağacı'ndan aldım. Ordaki her tarif gibi lezzeti tam kıvamındaydı.
Malzemeler:
2 yumurta
250 gram tavada eritilmiş margarin
1 çay bardağı sıvı yağ
2 yemek kaşığı yoğurt
3 yemek kaşığı limon suyu
1 tatlı kaşığı mahlep
1 çay kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
4,5 su bardağı un
Çörekotu
Yapılışı: Yumurtaların beyazını üstüne sürmek için bir kaba alın. Yumurta sarılarını, eritilmiş margarin, yoğurt ve sıvı yağ ile karıştırın. Limon suyunu da ekleyin. Homojen bir karışım elde edin. Son olarak unu, mahlebi, tuzu ve kabartma tozunu ekleyerek hamuru yoğurun. İstediğiniz şekli vererek tepsiye dizin. Üzerlerine yumurta aklarından sürüp, çörekotu ile süsleyin. 180 dereceye ısıtılmış fırında üzerleri kızarıncaya kadar pişirin. Afiyet olsun.

1 Aralık 2007 Cumartesi

KEVGİR ARALIK SAYISI - ESRA'NIN ETLİ BÖREĞİ


Sevgili Esramızın kaybı ile yıkıldık...

Hepimiz bir türlü inanamadık. Nasıl olurdu böyle birşey?

Hemen tanıdıklarımızı arayıp yalan olduğunu söylesinler dedik. Ama yalan değildi. Hepimizin tekrar başı sağolsun. Allah geride kalanlara sabır versin...

Sevgili Selen ve Zerrin'in güzel fikri ile Kevgir Aralık sayısında Esra'nın o güzel tariflerini uygulayalım dedik. Hepimiz Esra'nın güzel tariflerinden uygulayarak Esra'yı mutlu edelim diye elimizden geleni yaptık. Sonuç mükemmel olmuş. Kevgir'in hazırlanmasında ve düzenlemesinde emeği geçen herkesin ellerine ve yüreğine sağlık. Siz de hem Esra'nın güzel tariflerini hem de Esra ile olan güzel anılarımızı merak ediyorsanız bu ayki sayıyı mutlaka inceleyin...

Ben Esra'nın kendi kendine keşfettiği Etli Börek tarifini uyguladım. Kevgir'deki yazımı merak ediyorsanız burayı tıklayın. Etli börek tarifin bence bu güzel tariflerinden en özeli. Kendim yaptım diye söylemiyorum. :) Esra'nın kendi kendine keşfettiğin bir tarif olması bakımından özel olduğunu düşünüyorum. Esra'ya has senin yaratıcılığınla ortaya çıkmış bir tarif. O nedenle tarifini adım adım uygularken tatlı bir telaş içindeydim. Acaba layıkıyla yapabilecek miyim, Esra’ya beğendirebilecek miyim diye heyecanlandım. Pişerken bile aman unutmayayım yanmasın diye fırının başında bekledim desem yeridir. Sonuç ise mükemmeldi. Eşim ile yemeye doyamadık. Esracım çok teşekkür ederim evimize bu tarif ile konuk olduğun ve bu özel lezzeti tatmamıza vesile olduğun için. Siz sevgili dostlarıma da şiddetle tavsiye ederim. Bu lezzetten mahrum kalmayın bence. Ben bundan sonra sık sık bu börekten yapacağım ve hep Esracım seni yâd edeceğim. Mekânın cennet olsun. Huzur içinde yat, biz Zerrin’e hep destek olup Kevgir’i senin için devam ettireceğiz. Dualarımız seninle…
MALZEMELER:
3 Yufka
400 gr Kuşbaşı Yağsız Et
2 Soğan
Yarım demek maydanoz
2 Adet Yeşil Biber
Tuz, Biber, Kekik
1 Kaşık Salça
1 Yumurta
4 Kaşık Yoğurt
1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
YAPILIŞI:Eti düdüklüye koyarak kendi suyunu çekene kadar haşlayın (30 dk kadar). Yumurta yarım çay bardağı sıvı yağ ve yoğurdu çırparak iç harcı hazırlayın. Pişen eti rondoda çok fazla ezmeden kıyın. Soğanı ve biberi kalan sıvı yağda küçük küçük doğrayarak pişirin Salçayı ve eti ekleyerek biraz kavurduktan sonra maydanozu ve baharatları da ekleyerek ocaktan alın. Yufkanın birini tezgaha serin önce yoğurtlu harçtan üstüne sürün. Sonra etli harçtan içine koyun. 2. ve 3. yufkayı da üstüste sererek aynı işlemlerii tekrarlayın. Yufkaları rulo haline getirip 2 şer cm kalınlığında keserek yağlı kağıt konulmuş fırın tepsisine dizin. Yaklaşık 200 derecede 30 dk pişirin. AFİYET OLSUN.

19 Ekim 2007 Cuma

"MİNİK ELLER MUTFAKTA"


"Minik Eller Mutfakta" etkinliğimizin son günleri yaklaşırken ben de etkinliğe ev sahipliği yapan Selenciğimi yalnız bırakmak istemedim. Az da olsa bir katkım olsun dedim. Malum benim fırın hala tamirden dönmedi. :( Eee bizim evde henüz bir minik de yok. :) Çok yakın dostlarımız Fulya ve Oktay'ın minik yaramazları Kaan'ı etkinliğimize misafir ediyorum ben de. Kaan daha yeni 1 yaşını doldurdu. Geçenlerde onlara iftara gittiğimizde Kaan'a süpriz doğum günü kutlaması yaptık. Yukarıdaki pastayı da bizim fırından aldık. Benim çok uzun süredir dikkatimi çekiyordu bu uğur böceği pastası. Kaan'ın doğum günü için çok güzel olur diye düşündüm. Nitekim de öyle oldu. Herkes hem süslemesini hem de tadını çok beğendi. Eeee diyeceksiniz Ganne mutfağa girmemiş, hazıra konmuş. Biraz öyle oldu ama fırınsız kalınca mecbur kaldım. Bu nedenle beni mağdur görün. Bir daha ki etkinliklere söz telafi edeceğim. :)
Kendim birşeyler yapamayınca, ben de bu süslü pasta ile etkinliğe katılayım diye düşündüm. Bugüne kadar gezdiğim bloglarda hiç rastlamadım uğur böceği pastasına. Pasta süsleme işine meraklı arkadaşlar için bir örnek olur da belki bizim için bu pastayı yapmayı deneyip tarifini bizimle paylaşırlar diye düşündüm. Ben henüz böyle süslü pastalar yapamıyorum. Yapan arkadaşların bloglarına da hayran hayran bakıyorum. Uzun lafın kısası, bu etkinlik vasıtası ile size değişik bir pasta şekli ve süslemesi sunmak istedim. Siz de miniklerinize değişik bir pasta yapmak istediğiniz de size ilham kaynağı olur umarım.
Efendim doğum günü miniğimiz Kaan'a bir sürü de hediye alındı. Alttaki gördüğünüz de Kaan'ın favori hediyesi. Hediye kutusundan çıkınca yüzündeki "işte hayallerimdeki oyuncak bu" bakışını görmeliydiniz. Ben de Kaan'ın minik ellerini bu hediye ile oynarken çektim. Çok güzel bir gece oldu. Kaan yeni alkış yapmayı öğrenmiş. Biz de durmadan ona alkış yaptırdık. :) Çok tatlı ya maaşallah.
Selenciğim çok güzel bir etkinlik olacak. Benim de bir miniğim olunca bu arşivden yararlanacağım hep. Şimdiden emeğine sağlık. Kolay gelsin. :)

17 Ekim 2007 Çarşamba

BEN DE EN SONUNDA RESMİMİ ÇİZDİRDİM! :)

Efendim ben de en sonunda resmimi çizdirdim. :) Artık benim kendime has bir blog resmim mevcut. Baktım bazı blog dostlarımın güzel ve sevimli temsili resimleri var, neden benim de olmasın dedim. Ofisimizin çizime ve sanata en yeteneklisi Pınar'dan benim için bir tane hazırlamısını rica ettim. O da sağolsun beni kırmadı ve orijinal bir resim hazırladı. Çok teşekkür derim Pınarcığım. Uğraştırdım seni ama süper bir resim oldu. Emeğine sağlık. Ofis çürümelerine bir dur diyip daha çok resimler çizersin umarım. :)
Resim ile ilgili açıklama yapayım. Anlaşıldığı üzere çok kollu olan kişi nam-ı değer "Ganne". Yüz de benim yüzüm. Ganne nasıl birisi acaba diye merak edenlere duyurulur. :) Koltuk sefası süren kişi de benim kocişim "Gökhan". Yüzler gerçek yüzler anlayacağınız. Böylelikle minik ailemizin bireyleri de su yüzüne çıktı. Biz çok beğendik resmimizi. Umarım sizler de beğenirsiniz ve beni özledikçe ziyarete gelirsiniz. :)

10 Ekim 2007 Çarşamba

RAMAZAN BAYRAMI, MUJDE VE FIRINSIZLIK

Merhaba sevgili dostlarım,

Uzun süredir çok yoğunum ses veremedim. Yoğunluğumum sebebini açıklayayım hemen. Hem de müjde vermiş olayım şimdiden. Kısmetse Kasım başı Seattle'a gidiyorum bir konferans için. Minik Kuş'um ile orda buluşacağız. Konsferans bittikten sonra da Minik Kuş'um evini ziyarete Florida'ya geçeceğiz beraber. Minik Kuş ve Pare'si ile beraber 4-5 gün geçirip geri döneceğim İstanbul'a. Heyecanlıyım çok. Tabii konferanstaki sunum için tamamlanması gereken çalışmalarım var. O nedenle çok yoğunum. Ses veremedim hiç. Bugün artık bayram tatilinin rehavetine kapılıp ara verdim çalışmalarıma. Hemen sizlere yazayım, mutluluğumu ve heyecanımı sizlerle paylaşayım dedim. :)
Öte yandan Sevgili Calimero'nun da kendi blogunda açıkladığı gibi fırınım arızalandı. Sanki öksüz kalmış gibi hissediyorum kendimi. Ramazan ayında fırınsız kalmak çok kötü. Kendi yaptığım mis börek ve kekleri yiyemedim ama dışarıdan alarak idare ettik. Hala bir ses yok servisten. Alt tarafı bir kapak problemi bu kadar uzun nasıl sürüyor anlamadım. Arada arayıp fırçalıyorum ama hala nereden gelecekse bu gerekli parça bir türlü gelemedi. Ya sabır! Bayram dönüşü de ses çıkmazsa daha etkili bir uğraş içine gireceğim adamlarla. :)
Ve son olarak sevgili dostlar, Ramazan Bayramınız mübarek olsun. Sevdiklerinizle beraber daha nice bayramlara inşallah. Biz de bayramın birinci günü İstanbul'dayız ve akşamında Salihli'ye gitmek üzere yola çıkıyoruz. Bu yoğunluğun üstüne çok iyi gelecek bu bayram tatili bana. Bütün akraba eş dostu görüp hasret gidereceğim. Tabii bizim oraların bayram lezzetlerini de resimleyip dönüşte sizlerle paylaşacağım. Hepinize tekrar iyi bayramlar. Bayram dönüşü görüşmek üzere. Sevgilerimle...

2 Ekim 2007 Salı

KEVGİR 3. SAYI ve SOBEYE CEVAP

Bu aralar işlerim yoğun. Sesim çıkmadı. Hem ses vereyim hem haber vereyim hem de sobeye cevap vereyim dedim. :) Calimerocum kusura bakma sobene cevap vermekte çok geciktim. Söz bir daha olmayacak. :)

Bu ayki Kevgir'de benim de minik bir katkım oldu. :) Sevgili Zerrin'in isteği ile Ramazan sofraları için 3 tarif hazırladım: Ezogelin çorba, Hünkar Beğendi ve patlıcanlı gül börek. Kevgir'deki Ramazan menüleri çok zengin olmuş. Siz de bir göz atın ve sofralarınızı çeşitlendirin. Diğer bütün arkadaşların da ellerine sağlık. Zerrin ve Esra'nın emeklerine sağlık.





Gelelim sobe konusuna. Çok düzenli takip ettiğim dizilerim yok. Hemen herkes gibi ben de Avrupa Yakası'nı severek izliyorum. Ama son zamanlarda Yaprak Dökümü'nü de takip etmeye çalışıyorum. İkisi aynı saatte nasıl oluyor demeyin. Yaprak Dökümü'nün genelde tekrarı oluyor. Bir şekilde idare ediyorum. :) İki Aile ve Kavak Yelleri de arada izlediğim dizilerden. Benden bu kadar. :))) Ben kimseyi sobeleyemiyorum. Hemen hemen herkes sobelenmiş. Sona kalınca böyle oluyor. :)